Belçika Adalet Bakanı, İsveçli turistleri öldüren saldırganın iade talebinin işleme alınmaması üzerine istifa etti

Belçika Adalet Bakanı Vincent van Quickenborne, iki İsveçliyi öldüren Tunuslu saldırganın, ülkesi tarafından geçen sene yapılan iade talebinin işleme alınmadığının fark edilmesi üzerine istifa ettiğini duyurdu.

Van Quickenborne, 16 Ekim’de iki İsveçlinin ölümüyle sonuçlanan silahlı saldırıya dair soruşturmadaki son durumla ilgili basın toplantısı düzenledi.

Soruşturma sırasında “kabul edilemez bir hata”nın fark edildiğini belirten van Quickenborne, saldırının Tunuslu failinin, 15 Ağustos 2022’de ülkesi tarafından iadesinin istendiğini ancak Belçika federal savcılığının bu talebi işleme almadığını bildirdi.

Van Quickenborne, “dramatik sonuçları olan hatanın” sorumluluğunu aldığını belirterek, istifasını Başbakan Alexander de Croo’ya sunduğunu söyledi.

De Croo da X hesabından yaptığı açıklamada, van Quickenborne’nun istifasını kabul ettiğini duyurdu.

Olay, AB’nin düzensiz göçmenleri “hızla geri göndermeyi” gündeme almasını tetikledi

Başkent Brüksel’de 16 Ekim akşamı rastgele ateş açarak iki İsveçlinin ölümüne yol açan ve ertesi gün polis kurşunuyla öldürülen saldırganın Tunuslu olduğu, 2019’da yaptığı iltica başvurusunun 2021’de reddedildiği ancak Belçika’da kalmaya devam ettiği ortaya çıkmıştı.

Olay, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin İçişleri Bakanlarının 19 Ekim’deki toplantısında masaya yatırıldı.

AB Komisyonu’nun içişlerinden sorumlu üyesi Ylva Johansson toplantıdan sonra yaptığı açıklamada, AB içerisinde yasal olarak kalma hakkı olmayan üçüncü ülke vatandaşlarının geri gönderilmesinin önemli olduğunu vurgulamış, “Brüksel’deki saldırı bir uyanma çağrısıydı. Terörist saldırgan, Tunus’tan 12 yıl önce gelmiş ve sığınma başvurusu defalarca reddedildiği halde burada yaşayabilmiş. Kimseyi suçlama zamanı değil ama hepimiz için bir uyanma çağrısı olarak bakmalı ve bu konuda çok daha fazla çalışmalıyız.” ifadelerini kullanmıştı.

Belçika’da “kağıtsızlar” kronik sorun

Belçika’da ülkeye farklı yollarla ulaşmış, iltica başvurusu reddedilmiş kişiler yıllarca yasal dayanakları olmadan ülkede kalıyor.

“Kağıtsız” (Sans papier) olarak adlandırılan bu kişiler, adlarını ara ara yaptıkları açlık grevleriyle duyuruyor, oturum ve çalışma izni talep ediyor. Ancak Belçika, katı tutumundan taviz vermiyor, duruma kalıcı çözüm de getirmiyor.

Van Quickenborne, Müslüman topluma yönelik ayrımcı tavrıyla eleştiriliyordu

Flaman Open Vld partisinden Van Quickenborne, göreve geldiği 2020’den bu yana Müslüman toplum tarafından ayrımcı politika izlediği gerekçesiyle eleştirilerin hedefindeydi.

Van Quickenborne, Müslüman toplum adına hükümet ile ilişkileri yürüten Belçika İslam Temsil Kurulunun resmi tanınırlığını kaldırmak için süreç başlatmış, buna karşın Kurul “işleyişine yasa dışı şekilde müdahale ettiği gerekçesiyle” eski Bakan’a dava açmıştı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir